|
| "Hansel and Gretel" Hikayesi için Sözlük
| Dictionary |
alight: aydinlanmis, isil isil, (arabadan) inmek, yanik
anxiety: endise, merak, kaygi, istek
approach: yanasma, yaklasma, tutum, giris
apron: önlük, gögüslük, tiyatro sahnesinin ön kismi, havaalaninda hangarin önündeki alan
astonish: o parmak isirtmak
attention: dikkat, uyari, dikkat, ihtimam
awake: uyanik, uyanmis, farkinda, bilincinde
axe: (Br, baltalamak, isten kovmak, masraflari
backward: geriye, geri, area geri kalmis bölge, areas geri kalmis bölgeler
beneath: altinda, asagisinda, 'den asagida, rütbece altinda
berry: çilek, kiraz, agaç çilegi türünden küçük, yumusak
bite: isirik, parça, lokma, dis izi
bitter: aci, buruk, keskin, isirici
bitterly: o moan or groan inim inim inlemek
blowing: püskürme, püskürtme, savurma, vurma
bolt: civata, sürgü, kol demiri, kilit dili
bone: kemik, kilçik, iskelet, beden
bough: dal, shoot filiz
branch: dallanmak, sube, dal, kol
brushwood: , çalilik
cage: kafes, hapishane, asansör, (insaat) iskelesi
cap: kep, takke, kasket, baslik
catch: tutma, yakalama, kilit dili, parça
cauldron: ,kazan,karavana
cheek: yanak, avurt, cüret, yüzsüzlük
chest: gögüs, sandik, kutu, banka
chimney: baca, lamba sisesi, kaya üzerinde yukari dogru yükselen dar ve derin oluk Is, ocak
coat: palto, ceket, kat, tabaka
coffin: tabut, nail sigara,lead kursun tabut,nail in my bu benim ölümümü daha da yaklastirir
coin: sikke, medeni para, meskükat, madeni para
comfort: rahat, konfor, refah, avantür
command: komut, kumanda, emir, kuvvet
consent: riza, muvafakat, ittifak, oybirligi
constantly: devamli olarak, daimi olarak, saat basi, vizir vizir
cook: pisirmek, pismek, tahrif etmek, suya düsürmek
cover: kapak, örtü, battaniye, cilt
crab: yengeç, pavurya, aksi, huysuz kimse
creep: yerin yavas yavas kaymasi, hosa gitmeyen kimse, dalkavuk, sürünmek
creeping: yavas yavas ilerleyen, emekleyen, sizma, sünme
crumb: kirinti, ekmek kirintisi, parça, zerre
crutch: destek, koltuk degnegi, çatal destek, koltuk degnegi
cutter: kesici alet, bir sey kesicisi, kesici, biçkici
daily: gündelik, günlük, (adj.) günlük, (news) paper gündelik gazete
dainty: narin, zayif, nazik, sevimli
dawn: tan, safak sökmesi, gün agarmasi, zuhur
dearth: yokluk, kitlik,there is no of food supplies yiyecek maddelerine kiran girmedi
devour: yutmak, hirsla yemek, yok etmek, bitirmek
dim: soluk, donuk, bulanik, los
distress: istirap, aci, elem, sikinti
disturbing: , bozucu, izaç
dough: hamur, para, mangir, mangiz
draw: çekme, çekis, silah çekme, (kura) çekme
drove: , Aradiginiz terim: , 2 sonuç bulundu.
dwelt: , to be upon kurcalanmak
embrace: kucaklama, kucaklasma, sarilma, kucaklamak
empty: bos, bos, bosaltmak, tahliye etmek
entice: tatlilikla / güzel sözlerle cezbetmek, ayartmak, bastan çikartmak, away customers müsterileri ayartmak
familiar: alisilmis, mutad, aliskin, asina
far: uzak, uzun, irak,carry modesty too asiri tevazu göstermek
farther: , daha uzak, daha uzun, öteki, ötedeki
fasten: baglamak, simsiki kapamak, sürmelemek, tutturmak
fatigue: yorgunluk, bitkinlik, zahmet, agir is
fattening: besi,non (yiyecek) fazla kalorili olmayan,livestock besicilik
fear: korku, dehset, endise, kaygi
feast: bayram, ziyafet, sölen, yortu
feed: besleme, yeme, yemek, yem
ferry: geçit yeri, feribot, araba vapuru, vb ile karsi yakaya tasimak
forest: orman, agaçlandirmak, administration orman idaresi, area orman alani
fur: kürk, kürk manto, post, kürkle kaplamak
gather: toplamak, kirma, büzgü, toplamak
glitter: parilti, isilti, gösteris, çekicilik
gnaw: kemirmek, üzmek, aci vermek, içini kemirmek
godless: ,tanritanimaz,dinsiz,,imansiz,tanrisiz,
goose: kaz, kaz eti, budala kimse, ahmak kimse
grate: ocak, firin, ocak izgarasi, rendelemek
groan: inilti, figan, inlemek, figan etmek
hang: durus (etek , perde, anlam, mana, kullanis tarzi
harm: zarar, hasar, ser, kötülük
hill: tepe, bayir, yokus, yigin
howl: uluma, inleme, inilti, feryat
impatience: sabirsizlik, tezcanlilik, tahammülsüzlük, hosgörüsüzlük
intend: zihninde kurmak, niyet etmek, tasarlamak, kastetmek
jewel: mücevher, kiymetli tas, cevher, (le) ry insurance mücevher sigortasi
keen: keskin, sert, siddetli, hassas
keep: bir hisarin iç kalesi, yiyecek, gida, bogaz
kind: sefkatli, iyi yürekli, nazik, çesit
knead: yogurmak, hamur haline getirmek, masaj yapmak,to have sb or message sth ovalatmak
lament: aglama, inleme, figan, keder
lean: zayif, yagsiz, etsiz, ürün vermeyen
led: ashion- modaya çabuk kapilan
linen: çamasir, keten, iç çamasiri, bez
loaf: ekmek somunu, somun, aylakça vakit geçirmek, bos gezmek
malice: kötülük, garaz, suiniyet, suç isleme kasti
mean: ortalama, degersiz, cimri, kiliksiz
morrow: ,yarin,ertesi gün
morsel: lokma, parça, büyük kisim,(food) lokma
mutter: mirilti, fisilti, mirildanmak, söylenmek
naughty: yaramaz, münasebetsiz, saygisiz, açik saçik
neck: boyun, (sise) bogaz, elbise yakasi, (koyun) gerdani
nevertheless: bununla beraber, gene, mamafih
nibble: ufak lokma / parça, kemirme, disleme, azar azar isirmak
nod: kabul veya dogrulama ifadesi olarak öne dogru bas sallama isareti, kabul veya dogrulama ifadesi olarak öne dogru bas sallamak Is, ismar,on the kredi ile
nut: findik ve ceviz gibi sert kabuklu yemis, vida somunu, çatlak kimse, bir televizyon ya da radyo programinin tüm masraflari
pane: kapi ya da pencerede tek cam, göz, dolgu, bölme
parlor: misafir salonu, car (US) lüks otomobil,funeral home (house , ) US morg,funeral (US) morg
pass: geçmek, geçit, geçis, geçme
path: yol, yol, yaya yolu, politika
pearl: inci, inci gibi sey, sedef rengi, bes puntoluk harf
pebble: çakil tasi, necef tasi, pürtüklü deri, çakil
peep: kaçamak bakis, dikiz, dikizlemek, otomobilin klaksonunu çalmak
penny: (Br) peni, sterlinin yüzde biri, (US) sent, az miktarda para
pick: kürdan, kazma, seçme hakki / firsat, elle toplanan meyve miktari
pigeon: güvercin, kumru, sorumluluk, chested dar ve çikik gögüslü
pile: büyük kazik, yigma, küme, yigin
pinafore: önlük, dress askili kolsuz entari
plane: rende, planya, düzlem, düzey
plank: kalas, hatil, tahta, döseme tahtasi
plump: tiknaz, tombul, balik eti, pat diye oturmak
pocket: cep, cep, para, maddi olanak
precious: degerli, kiymetli, çok pahali, ender
pretend: taslamak, yapar görünmek, taklit etmek, numara yapmak
procure: saglamak, tedarik etmek, edinmek, kazanmak
properly: uygun sekilde, hakkiyla, hakli olarak, geregi gibi
reach: uzatma, uzanma, yetisme, erisme
reality: gerçek, hakikat, gerçekçilik, (n)
rejoice: sevinmek, neselenmek, sevinç göstermek, sevindirmek
remain: kalmak, durmak, geri kalmak, gitmemek
reply: yanit / cevap, karsilik, mukabele, cevap / yanit vermek
reproach: ayip, rezalet, ayiplama, kinama
rest: rahat, istirahat, dinlenme, yatma
rid: , kurtarmak, defetmek, gidermek
rise: yükselmek, yükselis, artis, dogus
risen: tax leveled on an area where land values have owing to,to have above one's equals akranlarinin üstüne çikmak
rosy: ,pembe,,gül gibi,,umut verici
rush: kosma, hücum, hamle, hizli hareket
safely: salimen,invest parasini saglam bir ise yatirmak,land an airliner bir uçagi sag salim yere indirmek,land (uçak) emniyetli inmek
saving: tasarruf, biriktirme, kurtarma, artirim
scatter: adi meyhane, dagilim, dagilis, serpinti
scent: koku, esans, iz kokusu, koklama duyusu
scold: sirret / dirdirci kadin, azarlamak, paylamak, haslamak
scream: bagiris, çiglik, feryat, (US) gülünç kimse / sey
seat: oturulacak yer, koltuk, iskemle, sandalye
second: temel zaman birimi (saniye, ikinci, bir daha, ikinci derecede
seem: görünmek, gözükmek, gibi gelmek,to gelmek
seize: el koymak, müsadere etmek, ele geçirmek, tutmak, yakalamak
share: katilma payi, hisse senedi, hisse, paylasmak
shell: kabuk, kabuk, istiridye kabugu, bina iskeleti
shrivelle: ,Aradiginiz terim: , 1 sonuç bulundu.
sight: görüs, görme, gözlem, muayene
silly: sersem, saskin, sapsal, budala
sitting: oturma, oturum, seans, of parliament parlamento / meclis oturumu
sluggard: tembel / miskin kimse
spread: spred, yayilma, alan, vüsat
stable: istikrarli, sabit, bozulmaz, kararli
stir: karisiklik, gürültü, patirti, hareket
stood: is hair on end tüyleri diken diken oldu
stoop: egilme, kambur durus, tenezzül, alçalma
stretch: germe, gerilis, gerginlik, genis yer
strewn: saçik,to be with potholes delik desik olmak,to be scattered / saçilmak
stroke: vurus, vurus, darbe, vurus etkisi
stuff: madde, asil, esas, esya
suddenly: hop, dam dan düser gibi, birden, birdenbire
support: destek, desteklemek, destekleme, tutma
tale: masal, öykü, hikâye, dedikodu
tast: radiginiz terim: , Ilk 30 kayit görüntüleniyor.
taste: lezzet, tat, çesni, tat alma duyusu
thee: ,seni,sana
thin: seyrek, ince, hafif, sulu
thou: bin sayisi, bin Amerikan dolari, sen
throughout: bastan basa, her yerinde, her hususta, boyunca
throwing: firlatma, atim, atis, down iskat
thrust: itme, dürtme, biçak sokma, hamule
thy: , senin
tore: ,halka,
toss: havaya firlatma, atma, atilma, hizla oynatma
vain: gururlu, kendini begenmis, kibirli, magrur
weariness: ihtiraz, bezginlik,war savas yorgunlugu / bikkinligi,war savas bikkinligi
weary: yorgun, bikkin, bezgin, sikici
weep: aglamak, sizmak, damlamak,causing to cry / to aglatici
wept: o be / mourned for aglanmak
wick: fitil,get on sb's birini sinirlendirmek,(candle , lamp , lighter) fitil,fitted with a fitilli
wild: vahsi, yabani, çilgin, terbiyesiz
witch: sihirbaz kadin, büyücü kadin, cadi, büyülemek
wither: solmak, kurumak, çürümek, bozulmak
wood: orman, koru, tahta, odun
yield: randiman, verim, ürün, mahsul, rekolte
|
|